28 Temmuz 2012 Cumartesi

Olimpiyatlardan Tiksiniyorum 1

Yine dördün katlarında olan bir yıldayız. Maalesef. Neden maalesef diyorum? Çünkü bu canına yandımın yıllarında olimpiyatlar oluyor. "Olimpiyatlar çok iyidir ya, sonuçta dünyanın dört bir yanından sporcular geliyor, dostluk, kardeşlik, barış..." dediğinizi duyar gibi oluyorum. Lütfen düşüncelerinizi kendinize saklayın. Beyninizi tamamen boşaltın. Burası benim blogum ve burada ben düşünürüm lanet herif! ÇATTT! Bunu mu istiyorsun ha? Bak hala düşünüyor! Voltajı arttır Jamie.

Evet beyninizi düşük amperli elektrik yardımıyla da olsa geçici olarak boşalttığımıza göre konumuza geri dönelim. Olimpiyatlar benim için bir zulümdür. Yaşadığım coğrafyadan, ırkdaşlarımdan soğutan; elin İskandinav'ının Slav'ının yüzüne bakarken suratımı kızartan bir organizasyondur. Antik çağlardan beri düzenleniyormuş! Bak hele bak! Kardeşim artık bilgi çağında yaşıyoruz. Bırakın bu olimpiyat işlerini. 

Az evvel boşalttığınız beyninizde şimdi yeni bir düşünce filizleniyor. "Acaba Serdar olimpiyatları neden sevmiyor?" diye. Biliyorum. Çünkü beyninizin yeni efendisi benim. Her nöronunuz benim kontrolüm altında. Her neyse... Olimpiyattan neden tiksiniyorum? Maddeler halinde açıklıyorum...

1-Bütün Sporcular Karı-Kız Kaldırma Peşinde: 

Her alanda olduğu gibi sporda da öncelikli amaç karı-kız kaldırmaktır. Bunun aksini kimse iddia edemez. Benim Eskişehir Demirspor'da oynayan kuzenim var, o bile gol atınca maksimum 50 kişinin olduğu tribünlere koşup "Yavru var mı yavru?" der gibi bakıyor. Lan önce bir üçüncü lige çıkar takımı! Hayret bir şey... İşte bu maalesef amatör sporcusundan olimpik sporcusuna, amatör fotoğrafçısından Mehmet Turgut'una kadar böyle. Hepsi karı-kız düşürmeye çalışıyor. Ha, şimdi bazı aklı evvel arkadaşlarımız soracaktır "Öyleyse kadın sporcular ne ayak?" diye. Onlar da karı-kız peşinde koşan eşcinsel kişilerdir. Yani muhakkak öyledirler. Kadının adonisi var lan! Bir zahmet! 

2008 Pekin'de kendi gözlerimle şahit oldum, Usain Bolt açık ara farkla dünya rekoruna koşarken ellerini iki yana açıp tribündeki bir kıza "Bunlar benim için basit işler bebeğim ;)" der gibi yaptı. Buna rağmen dünya rekorunu kırdı hayvan evladı, helal olsun. 

2-Doğu Almanya ve SSCB Dağılınca Bütün Zevki Kaçtı:

1988 Seul Olimpiyatları'nı emekçi kardeşlerimle birlikte Sol-Çay isimli devrimci kıraathanesinde izlemiştik. Gecenin üçünde dördünde kalkıp öğle saatlerine kadar olimpiyat seyrediyorduk. O yıllarda Amerika'nın ve dolayısıyla vahşi kapitalizmin, zalım emperyalizmin iki korkulu rüyası vardı: Doğu Almanya ve SSCB. Bu iki sosyalist ülke bizim için umudun sembolüydü. Ağustosun ortasında yeşil parkalar ile gezebilmemizi sağlayan en önemli iki unsurdu. O olimpiyatlarda ABD ve Batı Almanya her SSCB ve Doğu Almanya'ya geçildiğinde bizim kıraathanede bir bayram havası olurdu. Hatta basketbolda finali ABD'yi eleyen SSCB ve Yugoslavya oynayınca gözyaşlarına boğulmuştuk. Naim Süleymanoğlu'nun aldığı altın madalyayı bile sallamıyorduk. Zaten bir Naim altın almıştı, bir de adını unuttuğum güreşçi gümüş almıştı. Başka madalya yoktu. SSCB ve Doğu Almanya ise madalya sıralamasında ilk iki sırayı almışlardı.

Neyse efendim, nihayetinde bu güzelim ülkeler dağıldılar ve meydan ABD'ye kaldı. Her yerde ABD var. Yanki go hom ltf. 

DEVAM EDECEK... 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder