10 Temmuz 2012 Salı

Futbol Yha

İngilizlerin bir sözü vardır. "Pele good, Maradona better, GEORGE BEST" İşte bu sözün ana kahramanı olan George Best'in bugün Manchester United'a transfer olmasının üzerinden tam X yıl geçti. O, attığı goller, golden sonra tribünlere koşması, inanılmaz tekniğiyle olduğu kadar renkli hayatıyla da gündeme geldi. Maalesef onu Y yıl önce kaybettik, ancak şanslıyım ki kendisinin yakın dostlarından olan Richard Hanne ile Nişantaşı Cafe De La Rosa'da keyifli bir söyleşi gerçekleştirdim.
Richard Hanne, gerçek anlamda bir "kadayıf".

Serdar Nalçakar: Öncelikle dergimize hoşgeldiniz Bay Hanne. Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Richard Hanne: Tanıyamazsınız.
SN: Nasıl yani?
RH: Beni tanıyamazsınız. Beni ancak bilen bilir. Çekemeyen anten taksın xD xD. (Göz kırpıyor.)
SN: Kendine gel Richard.
RH: Hah şöyle, Bay Hanne ne lan? Devlet dairesi mi olm burası?
SN: Her neyse, sizi tanıyabilir miyiz?
RH: 1954 Manchester doğumluyum. İlk ve ortaöğrenimimi Manchester'da tamamladım. Manchester Üniversitesi Siyasal Bilimler'i yarıda bıraktım. Ancak 1998'de kraliçe affıyla tekrar okula başladım. Hala okuyorum. Üç dersim kaldı. Bu dönem hocayla konuşacağım gerekirse. Boşandım, iki oğlum var. Onlarla da görüşmüyoruz. İngiliz olmanın en sevdiğim yanı bu. Oğlanlar junkie oldu zaten. Junkie olunca anadan babadan para alınmıyor, devlet maaş bağlıyor. 1990'de DSİ'den emekli oldum. Geçinip gidiyoruz işte.
SN: Biraz ayrıntıya girdin, ama neyse, George Best ile nasıl tanıştın?
RH: Bizim takıldığımız bara geliyordu. Tanınmamak için şapka takıyordu ama biz onu hep tanıyorduk. Sırf götü kalkmasın diye tanımazdan geldik hep. Topçu milletine fazla yüz vermeyeceksin. Tepene çıkar. İşte her neyse, bir gün Liverpool ile maç var. Bizim George da o maçta çok kritik pozisyonlar kaçırdı. Akşamına da yine bara geldi. Benim kafa kıyak, "Lan it, burada içeceğine antrenman yap adam gibi!" diye buna kafa attım. O da bana tekme attı. Biz baya dövüştük bunla. Sonra millet araya girdi. 
SN: Ee sonra?
RH: İşte daha sonra George milletle bana haber salmış. "Gelsin konuşalım." diye. Ben de yanına gittim. Ama belimde de haydar var. Ne olur ne olmaz diye. İngiliz adamız sonuçta. George bana dedi ki "Abicim, ben bu kulüp için her şeyimi ortaya koyuyorum, gecemi gündüzüme katıyorum. Sen bana saldırıyorsun. Daha mı iyi oldu şimdi? Bak senin yüzünden iki gündür antrenmana çıkamıyorum. Hoca bu hafta Bomba Steward'ı oynatacak benim yerime. Ekmeğimle oynadın." dedi. "Kardeşim!!" diyip boynuna sarıldım. Ağlaştık. Ertesi gün idman çıkışı teknik direktör Alex Ferguson'ı köşeye çektim. "Bak hoca, önce o sakızı ağzından çıkart! El kol yapma. Bu hafta Corç'u oynatacaksın!" dedim. Nitekim hoca oynattı. O hafta Q.P.R'a 3 tane çaktık. 2'sini Corç attı. Maçtan sonra da bana formasını getirmiş. Nasıl kokuyo nasıl kokuyo, sonra bi baktım formada sümük var. Eve gittim, güzelce bi kirini bokunu akıttım. Hala duvarımda asılıdır o forma. 
SN: Peki dostluğunuz nasıl gelişti?
RH: Formayı verdiği günden sonra barda hep yan yana oturmaya başladık. Bir gün bana çaktırmadan "Abi, ben Belfast'tan geldim, taşralıyım. Yap bi abilik, beni karılı kızlı ortama sok." dedi. Benim tabi o zaman deli zamanlarım. Her yerde elim kolum var. Aldım bunu bizim Kimberlygilin partiye götürdüm. O iyiliğimi karşılıksız bırakmadı. Bana araba aldı. Sonra birlikte eve çıktık. Her gece parti düzenliyorduk. Ancak maçlardan iki gece önce kampa girerdik. 
SN: İlginç bir anınız oldu mu Best'le?
RH: Valla ne yalan söyliyim, olmadı. Sığır gibi içtik. Karıya kıza gittik. Corç zaten tam bir köylüydü. Ha Türkiye'de bütün hasat parasını pavyon karısına yediren çiftçi, ha bizim Corç. Aynı kafa yapısıydı yani. 
SN: Peki Best'in şu meşhur ''1969'da içkiyi ve kadınları bıraktım. Hayatımda geçirdiğim en berbat 20 dakikaydı.'' sözünün hikayesi nedir?
RH: Bunun Belfast'tan akrabası gelmiş. Adam cemaatçi. Tutturdu Corç'a "Yok içkiyi bırak, Tanrı yoluna dön, İsa seni bekliyor." falan. Çocuğun da kafası karıştı. Sonra ben bunun akrabasını darp ederek evden uzaklaştırdım. Adam da "Oh be o neydi öyle amk!" dedi. Viski açtık, içtik. 
SN: Peki sizce George Best alkole bu kadar düşkün olmasaydı Barcelona'da oynar mıydı?
RH: Kardeşim, adam Mençıstır'da oynamış lan. Sen neyin kafasını yaşıyorsun? 
SN: Pardon kardeş. Bizde hep Sergen üzerinden bu geyik yapılırdı da. Neyse, bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. Hesabı da sen ödersin artık. Cüzdan evde kalmış da ekeke.
RH: Hay senin amk. 



4 yorum: